Nedir.Org *
admin

Roman Nedir

Okunma : 6714

İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türe ve bu türde yazılmış eserlere roman denir. Ttürkçe'ye fransızca'dan geçmiştir. Belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir.

Edebi türler içinde en yenisidir. Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir. Tanımlanması zor bir edebi türdür. Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir. Bunun bir nedeni romanın tarihsel koşullara bağlı olması, diğer nedeni ise yazarına geniş bir özgürlük ve deney alanı bırakmasındandır. Romanın ataları arasında nesirsel özellikler taşıyan petronius’un satyricon (1’inci yüzyıl) ve apuleius’un metamorphoseon’u (2’nci yüzyıl) gösterilir. Roman düzyazıyla yazılır. Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. Olaylara yön veren tanrılar değil, kişilerin kendi tutum, davranış, duygu ve düşünceleridir. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.

Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir. Romanın tarihe bağlı oluşu, çok köklü bir geçmişi olmayan yeni bir sınıfın, yani burjuvazinin kendine tarih içinde bir geçmiş, şimdi ve gelecek kurma çabasından doğmuş olmasında yatar. 18. yüzyıl romanlarının çoğu, burjuvazinin aristokrasiye karşı mücadelesinde kullanılmak üzere kaleme alınmış metinler gibidir.
 
Roman, işte bu nedenle, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.

Roman Nedir

Roman olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır. İlk örneklerini 15.y.y. da Fransız yazar Rabelais vermiştir. Ancak asıl niteliklerini Romantizm ve Realizm akımları döneminde kazanmıştır. Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir. Temsil ettiği akıma göre romantik roman, natüralist roman, realist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır.

Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra görülür. İlk örneği Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır. Batı romanı ölçüsünde en başarılı romanı Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Namık Kemal, Mehmet Rauf, Reşat Nuri, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Peyami Safa diğer ünlü romancılarımızdır. Roman edebiyatta yaygın bir türdür. Olmuş veya olması ihtimal dahilinde bulunan olayları, yer zaman ve kişileriyle beraber ayrıntılı bir şekilde anlatmaktır. Uzun tarihi seyri içinde romanın geniş bir okuyucu kitlesi vardır. Romanlar, edebiyatın en eski mahsulleri olan destan, masal, efsane gibi anlatmaya dayanan türlerin yüzyıllardan beri devam edegelen tekamülü neticesinde meydana gelmiş bir edebiyat türüdür.

Bir edebi tür olarak Orta Çağ'ın sonlarına doğru gelişmeye başlamıştır. Uzun bir geçmişe sahip bulunan romanı daha iyi kavramak bakımından tarihçesine bir göz atmakta fayda vardır:

Roman, kelime olarak Latince'den türemiştir. Roman dili, romanca, ifadelerinden gelmektedir. Bir süre Roma'da konuşulan roman dili ile, nazım ya da nesir olarak gerçek veya uydurma bir olayı anlatan eserlere roman denilmiştir.

13. yüzyıldan sonra ise yalnız nesirle kaleme alınmış, insanların tutkularını, törelerini ve yaşadığı maceraları ilgi çekici bir şekilde anlatan eserlerin adı olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Fakat tarihi seyri içinde başlı başına edebi bir tür olarak ilk defa Fransa'da başlayan roman sanatı, birkaç yüzyıl içinde binlerce örnek vererek, büyük bir gelişme göstermiş ve edebiyat türleri içinde en önemli yeri almıştır.

Çağların değişik sosyal şartlarına göre, roman anlayışı da sürekli değişiklilere uğramıştır. Bu bakımdan değişik tarifleri vardır. Ancak bütün izah şekillerinde ortak olan temel noktalar vardır. Bu ortak özelliklere göre roman, insanların baslarından geçen ve geçebileceği kanaatini uyandıran olayları yer ve zaman belirterek anlatan uzun yazılardır. Yaşanmış veya tasarlanmış, birbirine bağlı birçok olayı bir temel düşünce çerçevesinde toplayarak anlatan bir edebi eserdir. Olması mümkün olanı olmuş gösterme sanatıdır. Bu bakımdan roman insanı ilgilendiren her konuyu işleyebilir, anlatabilir; sınırsız bir hürriyete sahiptir.

Romana ve romancıya dışına çıkamayacağı bir takım sınırlar çizmeye kalkışmak hayatın kendisini kısıtlamaya, şartlar altında hapsetmeye kalkışmak gibi boş ve anlamsız bir davranış olur. Çünkü roman tam anlamıyla hayatın ifadesi olabildiği ölçüde, mükemmelliğe sahip olacaktır.

Romanın Unsurları

Başarılı bir romanda belli başlı dört unsur vardır:
1 — Olay,
2 — Kişiler,
3 — Çevre,
4 — Anlatım

Romanlar bu olay, kişi, çevre ve anlatım unsurlarına göre çeşitli şekillerde adlandırılırlar. Bu genel sınıflandırma romanları birbirinden kestirme yoldan ayırt etmeye yaramaktadır. Bu tasnif çerçevesi içinde romanları şu isimler altında gruplandırmak mümkündür.

Roman Çeşitleri

A) Konularına Göre Roman Türleri

1. Aksiyon Romanları

Olay unsurunun ön plana çıkarılmasına dayanan romanlardır. İki çeşidi vardır.
a) Polis romanı
b) Macera romanı

2. Psikolojik Romanlar

Kişi unsurunun ön plana çıkarılmasına dayanır. Dış dünyadan çok, kişi ve iç dünyası esas alınır. Dış dünyaya kişinin iç dünyası ile ilgisi oranında yer verilir. Belli başlı çeşitleri şunlardır:
a) Karakter romanı
b) Tutku romanı
c) Şuuraltı romanı
d) Biyografik roman

3. Sosyal Romanlar

Kişi ve çevre unsurlarını ön plana çıkaran romanlardır. Bu romanlar bir çağı yansıtabilir, bir bölgeyi töreleriyle birlikte ele alabilir. Belli başlı çeşitleri şunlardır:
a) Töre romanı
b) Tarihi roman

4. Düşünce Romanları

Kişi unsurunu düşünce yapısı ve dünya görüşü bakımından ön plana çıkaran romanlardır. Bu romanlar daha çok bir takım görüşlerin savunulması, tartışılması, ya da çürütülmesi gayesiyle yazılmaktadır. Bu tür romanlara tezli romanlar da denilmektedir.

5. Fantazi Romanları

Hayal gücüne dayanan romanlardır. 19. yüzyılda ilimlerin gelişmesiyle yaygınlık kazanmıştır.

6. Egzotik Romanlar

Uzak, yabancı ülkeleri tanıtmak gayesiyle yazılan romanlardır.

Eserin özelliklerine göre yukarıdaki tasnife tabi tutulabilen roman, sanatçının duygu, düşünce, görgü ve bilgisine göre de sınıflandırılabilir. Yazarın sanat felsefesine, kültür yapısına ve dünya görüşüne göre romanlar şu genel isimler altında toplanabilir:

B) Üslup Bakımından Roman Türleri

1. Romantik Roman

His ve hayal unsurlarının ağırlık taşıdığı, belli bir şiirliliğin hakim olduğu romanlardır. Yazar coşkun bir his ve heyecan hali içindedir. Bu romanlarda yazar daha çok kendi şahsi duygularını ve maceralarını anlatır. Olaylar duyguların zengin dünyasında abartılarak daha etkileyici hale sokulur. Bu romanların belirgin özelliği duygu ve hayalin bütün esere hakim olması, gözlem ve inceleme unsurlarının duygu ve hayal unsurlarının yanında silikleşmiş bulunmasıdır. Bu akıma mensup sanatçılarda gerçeklerden çok, duygular ve hayaller önemlidir.

2. Realist Roman

Gözlem ve araştırma unsurlarının esas alındığı, his ve hayal unsurlarının ikinci plana itildiği romanlara denir. Realist romanlarda gerçekler, görülenler ve incelemelerin ortaya koyduğu neticeler önemlidir. Sanatçı hiçbir surette kendi duygu, düşünce ve hayallerini eserine karıştırmaz. Realist romancılar toplumun içinde titiz birer araştırmacı gibi incelemeler yaparlar, olayları ve karakterleri objektif olarak tespit ederler ve değerlendirirler. Gayeleri okuyucuya romantik romanlarda olduğu gibi kendi duygu ve hayallerini aktarmak değil, kendilerinin dışında var olan gerçekleri, canlı tablolar halinde, aslına sadık kalarak dile getirmektedir.

3. Natüralist Roman

Realist romanla büyük benzerlikleri vardır. Ancak natüralist roman realist romana göre ilme ve araştırmaya daha çok önem verir. Natüralistler gerçeğe bağlılıkta ve sosyal meseleleri araştırmada realistlerden çok daha fazla ilmi metodlara bağlılık gösterirler. Toplumu adeta bir laboratuvar olarak düşünürler ve eserlerini bu laboratuvar içinde, ilmi verilere kesinlikle bağlı kalarak kaleme alırlar. İnsanı ele alırken, biyoloji ilminin ortaya koyduğu gerçeklerden, toplumu ele alırken de sosyolojinin kanunlarından yola çıkarlar ve bu ilimlerin vardığı sonuçlara göre neticeye ulaşmaya çalışırlar.

Romanlar edebi akımlara göre klasik, romantik, realist, sürrealist, popüler roman gibi isimlerle sınıflandırılabildiği gibi, iç yapısına göre de tarihi roman, macera romanı, sosyal roman ve tahlil romanı olarak çeşitlendirilirler.

C) Yapısına Göre Roman Türleri

Tarihi Roman

Konularını tarihte yaşamış kahramanlar ve onların başlarından geçen olaylardan alır. Romancı bu kahraman ve olaylar üstünde az çok değişiklik yapabilir. Ancak başarılı bir tarihi roman, gerçeği buğulandırmadan zevkle okunur bir üslupla yazılmış romandır. Tarihi roman yazmak için yalnız kahraman isimleri ve olayların kronolojisini bilmek ve vermek yetmez. Olayın yaşandığı zamanı, coğrafi özelliklerini, sosyal, kültürel ve sanat değerlerini çok iyi tanımak ve o zamanda topluma hakim olan inanç, ideal ve anlayışları da iyice bilmek gerekir.

Macera Romanı

Günlük hayatta her zaman rastlanmayan değişik, şaşırtıcı, beklenmez, esrarlı olayları konu edinen romandır. Bu romanlarda vak’a yani olay hemen her şey demektir. Bunlar yeni keşfedilmiş veya tasarlanan ülkelerde geçer. Hayali olabilir. Ancak olağandışı unsurlar taşımalı, korkunç ve acayip hisler uyandırmalıdır. Olayların akışı ve iç içe girmesi çok süratli olmalı, okuyucuda heyecan ve merak uyandırmalıdır. Kahramanları kurnazlık, maddi kuvvet ve cesaretleriyle üstün vasıflıdırlar. Daha çok silahşör, şövalye, polis, ajan ve casuslardan seçilir. Hep hareket halindeyken tanıtıldıklarından ruh yapıları üstünde durulmaz. Bu romanlarda fikir zenginliği yoktur. Maksat şaşırtıcı ve heyecanlı konularla okuyucuya hoşça vakit geçirtmektir.

Sosyal Roman

Romancıların yaşadıkları toplumu, o toplumu ilgilendiren meseleleri yeni bir açıdan ele alarak yazdıkları romanlardır. Gizli veya açık bir maksat telkinine çalışırlar. Kişiler, bazı meslek ve sınıfları temsil eden birer tip olarak alınır. Olaylar, sosyal sebeplerle açıklanmak istenir. Ruh tahlilleri ve duygu derinlikleri arka plana atılmıştır. Bütün tezli romanlar bu gruptandır.

Tahlili Roman

Dış alemde geçen olaylardan çok, kahramanın iç dünyasını ve insan benliğinin kişi ve toplum çatışmaları içindeki belirtilerini konu edinen romanlara denir. Fertçi bir görünüş hakimdir. Kahramanları olan kişileri bütün derinlikleriyle ortaya koyarlar. Çok defa aşırı ülküler, sert ihtiraslar, derin hisler taşıyan ve bazen sakat ruhlu dengesiz insanları ele alarak işlerler.

Roman ile aralarında büyük benzerlik bulunan bir edebiyat türü daha vardır: «Hikaye.» Hikaye ile roman aynı şey değildir. Bu farklılığı meydana getiren özellikler şunlardır:

Roman ile Hikayelerin Farklılıkları

a) Hikaye olayların sebebini araştırmaz. Yalnız belirli bir intiba uyandırmaya gayret eder. Roman ise ele aldığı konuyu, bir mesele haline getirir.
b) Hikaye insan ve toplum hayatının en önemli ve en manalı yönlerine bakar. Roman ise yoğun süreleri değerlendirirken, sadece bununla yetinmez, olayları belli bir zaman akışı içinde takip eder.
c) Hikayeci etkilendiği bir olayı çarpıcı bir şekilde anlatırken sözünü sınırlandırmak, kısa anlatımın gücünden faydalanmak ister. Romancı ise bu darlığı kişilere yayar ve geliştirir.
d) Hikaye her zaman tek konu üzerine kurulur. Roman tek bir konuyu bile bölerek, başka kişilere bulaştırarak çoklaştırır.
e) Hikaye insan hayalinden seçilmiş hatıraların parça parça anlatımıdır. Roman hayatların bütünlüğünü değerlendiren toplamlara erişmeyi gaye edinir. Böylece hikaye tek boyutlu kalır, onun yanında roman çok boyutlu bir görünüm ortaya koyar.

Türk Edebiyatında Roman

Türk edebiyatında ilk roman ve hikaye Tanzimat döneminde tercüme yoluyla görülür. 1860-1880 arasında Batılı klasik yazarlardan ilk çeviriler yapıldı. Bunlardan birkaçı; Fenelon’dan Terceme-i Telemek (1862), Victor Hugo’dan Magdur’in Hikayesi (1862), Daniel Defoe’nin Robenson Hikayesi (1864), Atala, Paul ve Virginie, Monte-Cristo, Gulliver’in Seyahatnamesi’dir. Bu ilk tercümeler konuları bakımından Türk okuyucusuna yabancı değildir. Divan edebiyatındaki mesneviler ile Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi halk hikayeleri, meddah hikayeleri ve dini-destani hikayeler yüzyıllardır roman ve hikaye ihtiyacını karşılayan eserlerdir.

Tanzimat romanı veya Tanzimat dönemi romancıları, Türk toplumu meselelerini (her sahada olduğu gibi) Batılı Türk Aydını gözüyle ve Avrupa kültürü anlayışıyla gördükleri için, yerli hayatı anlatırken Batılı yazarların tesirinde kaldılar. Bu yüzden de işledikleri tema (düşünüş, konu)lar, Batılı yazarlarda görüldüğü gibi aile hayatı, esaret, alafrangalık, gibi mevzulardır. Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ı (1872), Ahmed Midhat’ın Teehhül’ü, Sami Paşazade Sezai’nin Sergüzeşt’i bunlara örnektir.

Romanda işlenen “esaret” konusuna örnek teşkil eden romanlar ise Namık Kemal’in İntibah’ı, Sami Paşazade Sezai’nin Sergüzeşt’i, Nabizade Nazım’ın Zehra’ sıdır.

Diğer bir tema da “alafrangalık” meselesidir. Batı medeniyetini bir din gibi gören bazı Tanzimat aydınları, romanlarında, sözde tenkit eder göründükleri alafranga tiplere yer verirler: Ahmed Midhat’ın Felatun Beyle Rakım Efendi’si, Recaizade Mahmûd Ekrem’in Araba Sevdası gibi. Bunları daha sonraki dönemlerde Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Şık’ı, Şıpsevdi’si, Yakub Kadri Karaosmanoğlu’nun Kiralık Konak’ı, Sodom ve Gomore’si, Peyami Safa’nın Sözde Kızlar’ı, Abdülhak Şinasi Hisar’ın Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği romanları takip eder.

Servet-i Fünun (1896-1901), Türk romanının teknik olgunluğa ulaştığı dönemdir. İkinci Abdülhamid Hanın Avrupai manada okullar açtırması ve siyasi aşırılıklara fırsat vermemesi bu dönem romancılarını (sanatkarlarını) geniş imkanlara kavuşturmuş; siyasi tenkitten uzaklaştırmış, ferdi sahada (hissilik, içe kapanma, aile gibi) eserler vermeye yöneltmiştir. “Sanat sanat içindir” görüşü benimsenmiş, Tanzimatçıların aksine aydın ve seçkin kesime seslenilmiştir.

Tanzimatçıların “Batılı kültür” anlayışları Servet-i Fünunda “Batılı sanat” anlayışına dönmüş; bunda, yetiştikleri dönemde Batı anlayışına göre öğrenim görmeleri de tesirli olmuştur.

Fransız edebiyatının etkisiyle realist ve naturalistler örnek alındı. Halid Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnû; Mehmed Rauf’un psikolojik tahlile yer veren Eylül romanı realist roman örnekleridir.

Aynı dönemin natüralist romancılarından Hüseyin Rahmi Gürpınar, fert-toplum ilişkilerini (daha çok çatışmaları) işlerken “toplum için sanat” görüşünü benimser. Yakub Kadri Karaosmanoğlu, realist ve naturalist bir romancı olarak Tanzimat sonrasının siyasi ve toplum gelişmelerini kronolojik bir sırayla anlatır: Hep O Şarkı, Kiralık Konak, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara gibi. Halide Edib Adıvar, ruh tahlili yaptığı romanlarında ve töre romanlarında daha ziyade Batı kültürüyle yetişmiş aydınların Cumhûriyet dönemine kalmış bir temsilcisidir. Misal olarak; Ateşten Gömlek, Sinekli Bakkal, mektup türüne örnek Handan romanları gösterilebilir.

İkinci Meşrutiyet (1908) sonrasının diğer sanatçıları arasında; Refik Halid Karay, Reşad Nûri Güntekin, Peyami Safa, Memduh Şevket Esendal, Cevad Şakir Kabaağaçlı(Halikarnas Balıkçısı), Abdülhak Şinasi Hisar vs. sayılabilir.

Cumhûriyet dönemi romancılarından Ahmed Hamdi Tanpınar, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Orhan Kemal, Yaşar Kemal tanınan isimlerdir.

Romana Ait Unsurlar

Romanlarda konu, bir temel olayın etrafında gelişen iç içe olaylar zincirinden doğar. Bunların olmuş veya olabilir vasfı taşıması önemlidir. Hayatın normal akışına ters düşen sivri tesadüfler, olağan dışı ender vak’alar romanda makul sayılmaz. Ele alınan bir konu bir plan dahilinde işlenir. Bu plan kısaca “giriş (serim)”, “gelişme (düğüm)”, “sonuç (çözüm)” şeklinde özetlenir. Bazı romanlarda bu planın sırası değiştirilerek uygulandığı da görülür.

Romanlar, bilinen bir tarihte ve belli bir süre içinde geçen olayları konu alır. Bu bakımdan romanlarda önemli bir zaman yazarın yaşadığı çağ olabildiği gibi geçmiş veya gelecek zaman da olabilir. Bazı romanlar ise yalnızca birkaç saat içinde vukûa gelen olayları konu alır. Kahramanlar, toplumda rastlanabilir, yaşayabilir veya yaşamış kişiler arasından seçilir. Bunlar toplumun her tabakasından olabilir. Her türlü huy ve karakterleri doğruya yakın bir şekilde ele alınır. Hatta aynı kişinin zıt mizaç ve huyları, olduğu gibi işlenir.

Son zamanlarda yazılan romanlarda kahramanlar ve konu kaybolmuş, roman demek roman yazarının boş zamanlarında tutulduğu illüzyon (hayali görüntüler) veya rüyamsı kişi ve olayları bölük pörçük sıralamak gibi anlaşılmaya başlanmıştır. Ayrıca ideolojik fikirler ağır basmaya başlamıştır.

Romanlarda çevre, okuyucuya tasvirle anlatılır. Bu, bir kasaba, şehir veya köy olabilir. Bunların hepsinin kullanıldığı romanlar olduğu gibi yazarın tasarladığı ideal, gerçek üstü bir çevre de olabilir. Burada önemli olan çevrenin coğrafi bir mekana yerleşmesidir.

Romanların hemen hepsinde bir gaye vardır. Bu amaç bazılarında konu ve üslûp içine iyice gizlenmişken, bazılarında çok açıktır. Böyle romanlara “tezli roman” denir. Belli bir ideolojiye bağlı romanlarda bu husus daha açık olarak meydandadır. Bilhassa materyalist ideolojiye bağlı olanlarda bu amaç o kadar ileri gider ki, okuyucuda bir roman değil, doktrin kitabı okunuyormuş havası uyanır.

Her edebi eserde olduğu gibi romanda da üslûp son derece önemlidir. Bazı romancılar eserdeki konuların, olayların, duygu ve fikirlerin eskiyip ölebileceğine, fakat mükemmel bir üslûbun onları yaşatmaya devam edeceğine içten inanmışlar ve üslûp üstünde büyük hassasiyet göstermişlerdir. Kelimelerini, cümlelerini ve anlatım tarzlarını buna göre düzenlemişlerdir. Ancak bazı roman yazarları ve özellikle marksist tezli roman yazıcıları bu hususta da bayağı bir yol tutmuşlar, galiz ve çirkin kelimeleri, küfürleri, iğrenç terim ve deyimleri rahatlıkla ve bol bol kullanmışlardır.

Sonuç

Batı edebiyatında mühim yer tutan roman, batı toplumunun sosyal hayat, inanç, örf ve adetlerine uygun bir türdür. Tanzimattan sonra gittikçe artan bir hızla benimsenmeye başlayan batılı hayat anlayışıyla birlikte Türk edebiyatında da örnekleri artmıştır. Batılı romanın iskeleti çok defa iki kadın bir erkek veya iki erkek bir kadın arasında geçen aşk maceraları üstüne kuruludur. Buna bağlı olarak gelişen diğer hadiseler ve çeşitlenen kahramanlar roman iskeletinin diğer dereceli unsurlarını teşkil eder.

Tanzimat öncesi dönemde Türk cemiyetinde böylesine olaylara ender rastlandığı gibi, bunların tasviri de kötünün tekrarlanarak yaygınlaşması ve böylece gitgide normalmiş gibi görülmesine mani olunmak için dinimizce de yasak bilinmiştir. Bugün modern eğitimciler; toplumun ahlaki yapısının bozulmasında kötü örneklerin başta TV, radyo ve basın olmak üzere her türlü yayın vasıtalarıyla halka çok sık ve devamlı gösterilmesinin birinci amil olduğunu belirterek eski Türk toplum sağlığı anlayışının doğruluğuna işaret etmektedirler. Ayrıca cemiyetin her tabakasına hakim olan sade bir hayat anlayışı, ortak iman, amel ve ahlak düsturlarına samimi bağlılık, batılı tarzda bir roman anlayışı ve buna bağlı eserlerin doğmasına fırsat vermeyecek ve lüzum göstermeyecek diğer mühim unsurlardır.

Roman Resimleri

  • 0
    Roman Nedir 6 ay önce

    Roman Nedir

Roman Sunumları

  • 0
    Önizleme: 6 ay önce

    Roman Nedir ? Roman çeşitleri nelerdir örnekleriyle konu anlatımı sunusu.

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    ROMAN

    2. Sayfa
    ROMANLatince’de, “yazı” anlamına  gelen bir sözcüktür.

    3. Sayfa
    ROMANRoma’da  bozulmuş Latince’ye  verilen  ad  olarak  kullanılırken  daha sonra   yaşanmış  bir olayı  hikâye  etme  anlamında  kullanılmaya  başlanmıştır.

    4. Sayfa
    ROMANÇağımızda  ise,  öykü  türünün  her yönüyle  gelişmiş    şekline  “roman”  denmiştir.

    5. Sayfa
    ROMANYani yaşanmış ya da yaşanabilir olayları,  yer,  zaman,  çevre   ve insan  unsurlarına   dayanarak,  geniş  bir  bakış  açısıyla   anlatan  yazı  türüne  ROMAN  diyoruz.

    6. Sayfa
    ROMANRoman  türünün Dünya Edebiyatında ilk örneği ve yazarı

    7. Sayfa
    ROMAN Roman  türünün  ilk örneğini 16. yy’da İspanyol yazar

    8. Sayfa
    ROMAN Roman  türünün  ilk örneğini 16. yy’da İspanyol yazar Miguel  de Cervantes

    9. Sayfa
    ROMANRoman  türünün  Dünya Edebiyatındailk örneği;

    10. Sayfa
    ROMANRoman  türünün  Dünya Edebiyatındailk örneği;‘Don Kişot’

    11. Sayfa
    ROMAN Roman  türünün  ilk örneğini 16. yy’da İspanyol yazar Miguel  de Cervantes ‘Don Kişot’ adlı eseriyle vermiştir.

    12. Sayfa
    Miguel  de Cervantes - Don Kişot Don Kişot, soylu bir insandır. Okuduğu şövalye kitaplarının etkisiyle aklını kaçırır. Romanlardaki gibi şövalye olup kötülükleri bitirip suçluları cezalandırmak ister. Cahil köylü Sancho Panza’yı uşak edinir. Sıska atı Rossinante’ye binerek maceralara atılır. İnsanlara kötülük ettiğine inandığı yel değirmenlerine saldırır.

    13. Sayfa
    ROMAN“İnsan, hayatında üç kez Don Kişot’u okumalıdır. Kahkahanın kolayca dudaklara fırlayıp duyguları harekete geçireceği gençlikte, mantığın hâkim olmaya başladığı orta yaşta ve her şeye felsefe açısından bakıldığı ihtiyarlıkta.” Miguel  de Cervantes

    14. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatında daha önceleri bu türün yerini  tutan  MESNEVİLER vardı.   

    15. Sayfa
    ROMANBatılı anlamdaki roman  türü  bizde önce  çevirilerle  başlar.

    16. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatındailk çeviri roman ve çevirmeni

    17. Sayfa
    ROMAN

    18. Sayfa
    ROMAN Yusuf Kâmil Paşa'nın Fenelon'dan yaptığı Telemak ilk çeviri roman,

    19. Sayfa
    Fenelon - Telemak Fenelon'un Fransa'nın gelecekteki kralının eğitimi için yazdığı eseri Telemakhos'un Serüvenleri, Yunan mitolojisinden alınma bir hikayeye dayanarak ideal devletin ve devlet adamının nasıl olacağını anlatır.

    20. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatındailk yerli roman ve yazarı

    21. Sayfa
    ROMAN

    22. Sayfa
    ROMAN Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ı ilk yerli roman

    23. Sayfa
    Taaşşuk-ı Talat ve FitnatTalat Bey ile Fitnat Hanım'ın aşkını anlatmaktadır. Anlatılan olaylar Tanzimat Dönemi'nde geçmektedir. Yazar aynı zamanda o dönemin kadın-erkek ilişkilerinin ne şekilde olduğunu ikili arasında yaşananlarda ayrıntılı şekilde anlatır.

    24. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatındailk edebi roman ve yazarı

    25. Sayfa
    ROMAN

    26. Sayfa
    ROMAN Namık Kemal'in İntibah adlı eseri ilk edebî roman,

    27. Sayfa
    Namık Kemal – İntibah Sergüzeşt-i Ali BeyNamık Kemal'in “İntibah”( Uyanış ) adlı romanında, aşk ve kadın nedir bilmeyen toy bir gencin, bir hayat kadınına âşık olması, onun rüzgârına kapılıp gitmesi ve hayatının altüst olması anlatılır.

    28. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatındailk modern roman ve yazarı

    29. Sayfa
    ROMAN

    30. Sayfa
    ROMANHalit  Ziya   Uşaklıgil’in  “Mai ve Siyah“ adlı romanı  modern  roman özelliğini taşır.

    31. Sayfa
    Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve SiyahAhmet Cemil, babasının ölümünden sonra, bin bir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır. Bunun için elinden fazla bir şey de gelmemektedir. Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği bir şey yoktur. Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı; edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.

    32. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatındailk realist roman ve yazarı

    33. Sayfa
    ROMAN

    34. Sayfa
    ROMAN Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası ilk realist roman

    35. Sayfa
    Recaizade Mahmut Ekrem - Araba Sevdası Babadan kalan servetini batılı yaşayışa özenerek, hiç bitmeyecek edasıyla harcayan bu yüzden de adı Mirasyedi’ye çıkan ve küçük yaştan beri doğru dürüst eğitim alamadan yetiştirilen bir gencin aşkını anlatır.

    36. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatındailk tarihi roman ve yazarı

    37. Sayfa
    ROMAN

    38. Sayfa
    ROMAN Namık Kemal'in Cezmi'si ilk tarihî roman,

    39. Sayfa
    Namık Kemal - Cezmi Adil Giray’ın İran ile Osmanlı arasında yapılan savaştan sonra esir düşüp, orada Perihan, Şehriyar ve Cezmi ile olan ilişkilerini anlatmaktadır.

    40. Sayfa
    ROMANTürk Edebiyatındailk psikolojik roman ve yazarı

    41. Sayfa
    ROMAN

    42. Sayfa
    ROMAN Mehmet Rauf‘un “Eylül”ü ilk psikolojik roman

    43. Sayfa
    Mehmet Rauf - EylülBeş yıllık evli bir kadın ile evlerine sık sık misafir gelen yakın bir aile dostu arasında geçen yasak aşk ve bu aşk yüzünden çekilen sıkıntılardır.

    44. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR

    45. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Tarihi Roman: Konularını tarihsel olaylardan ve kişilerden alan romanlardır. Bu eserlerde tarihi gerçekler yazarın hayal gücüyle birlikte verilir.

    46. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Tarihi Roman: Dünya edebiyatında ilk büyük temsilcisi İngiliz yazar Walter Scott'tur.

    47. Sayfa
    Walter Scott - Waverley İskoçya’da 1745 Jacobite isyanına katılan romantik bir genç adamın hikayesi.

    48. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Macera Romanı: Okurun heyecanlandırılıp gerilim içinde tutulduğu; esrarlı, şaşırtıcı ve sürükleyici olayların anlatıldığı romanlardır.

    49. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Macera Romanı: Alexandre Dumas Pere Üç Silahşörler

    50. Sayfa
    Alexandre Dumas Pere - Üç Silahşörler Fransa Kralı'nı devirmeye kalkışan Kardinal Richelieu.. Ve onu durdurmaya çalışan üç kahraman savaşçı.... Krallık Muhafız Birliği silahşörlerinden Athos, Porthos ve Aramis'e gözükara d'Artagnan'ın da katılmasıyla, Kardinal'in adamları için zor günler başlar. Silahşörler, Kral ve Kraliçe uğruna hiç çekinmeden hayatlarını ortaya koyarlar Çünkü onlar gerçek birer şövalyedir. Üç Silahşörler'in unutulmaz sözü işte bu şartlarda doğar: "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!" 

    51. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Sosyal Roman: Bir toplumun sosyal sorunlarını ortaya koyan, olayları bazen eleştiren bazen de bilimsel açıdan ele alan romanlardır.

    52. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Sosyal Roman: Olaya bilimsel verilerle yaklaşan "tezli roman";

    53. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Sosyal Roman: Emile Zola Meyhane (tezli roman)

    54. Sayfa
    Emile Zola - Meyhane Paris’in arka sokaklarında yaşayan eğitimsiz işçi ailesinin çöküşünü gözler önüne seriyor. Kendi başına ayakta durmak isterken hep sığınma ve daha rahat yaşama umuduyla yanlış adımlar atan bir kadın ve geleceği düşünmeden hatta kendi emeğine sahip çıkmadan yaşayan erkekler.

    55. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Sosyal Roman: toplumdaki inanç ve gelenekleri anlatan "töre romanı";

    56. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Sosyal Roman: Halide  Edip Adıvar “ Sinekli  Bakkal” (Töre Romanı)

    57. Sayfa
    Halide Edip Adıvar - Sinekli  Bakkal II. Abdülhamit devrinde Aksaray’ da Sinekli Bakkal Mahallesi’nde imamın küçük kızı Emine, aynı mahalleden orta oyuncu Tevfik ile babasının karşı çıkmasına rağmen evlenir. Tevfik, zenne rolüne çıktığı için “Kız Tevfik” diye anılmaktadır. Bir süre sonra bu yüzden ayrılırlar .II. Abdülhamit dönemi Osmanlısında geçen hikâyede, doğu-batı çekişmesi anlatılır.

    58. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Sosyal Roman: olayları eleştiren "yergi romanı" da Sosyal Romandır.

    59. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Sosyal Roman: Yaşar Kemal İnce Memed (yergi romanı)

    60. Sayfa
    Yaşar Kemal - İnce Memed Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür.

    61. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Tahlil (Psikolojik) Romanı: İnsan ruhunun derinlemesine tasvir edildiği, duygu ve düşüncelerinin işlendiği romanlardır.

    62. Sayfa
    Madame de La Fayette - Prenses de Cleves Mile de Chartres, sevmediği halde Cleves prensiyle evlenmiştir. Ama az sonra, elinde olmadan, Nemours düküne aşık olur. Bu durumu dürüstlüğüne güvendiği kocasına ve ondan kendisini bu tehlikeye karşı korumasını ister. Dük karısını bağışlayacak kadar anlayışlıdır. Ama yüreğine saplanan kıskançlıktan ve yersiz şüpheler yüzünden ölür. Serbest kalan Cleves prensesi, Nemours düküyle evlenmeyi reddeder ve bir manastıra çekilerek hayatının sonuna kadar orada kalır.

    63. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Alegorik Roman: Kahramanların veya anlatılmak istenen düşüncelerin sembollerle anlatıldığı bir roman türüdür.

    64. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Alegorik Roman: Gogol Ölü Canlar

    65. Sayfa
    Gogol - Ölü Canlar 19. yüzyıl Rusyası'nda köleliğin kaldırılmasından önce toprak sahipleri çalıştırdıkları köylü sayısı kadar vergi ödemek zorunda oldukları gibi devletten para da alabilirlerdi. Bundan yararlanmak isteyen roman kahramanı Çiçikov ölü canları yani ölmüş köylüleri (köleleri) karşılık göstererek devleti dolandırmaya kalkar.

    66. Sayfa
    KONULARINA GÖRE ROMANLAR Alegorik Roman: Fakir Baykurt Onuncu Köy

    67. Sayfa
    Fakir Baykurt - Onuncu Köy Bir köy öğretmeninin yobazlığa, yolsuzluğa, bağnazlığa karşı devrimci direnişinin ışığında eğitim sorunlarına ve bürokrasinin o kayırmacı yaklaşımına karşı savaşımı anlatılır. Verdiği savaşta köylüyü yanına alıp, haksızlığın, yolsuzluğun karşısında durdukça, doğruları söyledikçe yerinden edilir. Onuncu kez sürülür. Mücadelesi bu onuncu köyde de sürer.

    68. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR

    69. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Gerçekçi (Realist) Roman: Olayları, toplumu, insanı gerçekçi açıdan anlatan, yaşama nesnel bakan, gözlem ve deneyimin ön planda olduğu romanlardır.

    70. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Gerçekçi (Realist) Roman: Stendhal Kızıl ve Kara

    71. Sayfa
    Stendhal - Kızıl ve Kara Yoksul, yakışıklı ve yetenekli bir taşralı gencin Paris sosyetesine yükselişi ve düşüşünün öyküsünü anlatır. Toplumda yükselmenin aracı olarak ordu ile kilise arasında kararsız kalan Julien Sorel, çok geçmeden başarıya ve güce ancak Fransız toplumunu saran ikiyüzlülük ve çıkarcılıkla ulaşılabileceğini görür. Önce evli bir kadın olan Madame de Rênal’i, sonra da kibirli aristokrat Mathilde’i baştan çıkarır ve Paris sosyetesinde saygın bir yer edinir. Ne var ki, Julien’in beklenmedik cinayet girişimi mahvına yol açacaktır.

    72. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Romantik Roman: içten gelen doğal ve gerçek olgular olduğunu anlatan; aşk, duygu ve hayalin ön planda olduğu romanlardır.

    73. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Romantik Roman: Lamartine Graziella

    74. Sayfa
    Lamartine - Graziella Gerçek aşkın hayatın en olgun meyvesi olduğu ana fikrinden yola çıkılarak kaleme alınmış güçlü bir aşk klasiği.

    75. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Doğalcı (Natüralist) Roman: Olayların ve kişilerin bir bilim adamı gözüyle incelendiği, hayatın iğrenç ve çirkin sahnelerinin de anlatıldığı, çevre ve insan betimine geniş yer verilen, üslup bakımında gerçekçi romana benzeyen romanlardır.

    76. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Doğalcı (Natüralist) Roman: Nabizade Nazım Zehra

    77. Sayfa
    Nabizade Nazım - Zehra Zengin bir tüccarın kızı olan Zehra, öksüz büyümüştür ve aşırı kıskançtır. Babasının kâtibi Suphi'yle evlidir. İlk zamanlar karısına âşık olan Suphi bir süre sonra gönlünü güzeller güzeli Sırrı Cemal'e kaptırır. Yaradılışından kıskanç olan Zehra, birde kocasının evdeki güzel cariye Sırrı Cemal’e âşık olduğunu öğrenince intikam ateşiyle tutuşmaya başlar. Zehra'nın hırsıyla sonunu düşünmeden çevirdiği entrikalar sonucu, birçok hayat mahvolur

    78. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Dışavurumcu (Ekspresyonist) Roman: Soyutlama tekniklerinden yararlanılarak şiddetli, fırtınalı ve tanımsız duyguların vurgulandığı, iç gözleme önem verilen romanlardır.

    79. Sayfa
    ÜSLUPLARINA GÖRE ROMANLAR Dışavurumcu (Ekspresyonist) Roman: Franz Kafka Şato

    80. Sayfa
    Franz Kafka - Şato Kafka, "Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı." diyerek insanoğlunun içine doğduğu toplumun tüm kurumlarıyla birlikte bireyi nasıl esirleştirdiğini vurgular. Baş kahraman K.Şatoya kabul edilmeyen, köyde kendisine bir yer bulamayan ve yine de evine dönemeyen, istenmeyen kadastrocu K.'nin öyküsü.Kadastro memuru K, kendisini büyüleyen bürokrasi ve mimarlık canavarının doğasını öğrenme yolunda tükenip gidecektir.

    81. Sayfa
    ROMAN

  • 0
    Önizleme: 5 ay önce

    Roman Nedir (Kısa Sunum)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    ROMANstyle.visibilityppt_xppt_y

    2. Sayfa
    ROMANYaşanmış ya da gerçeğe uygun biçimde tasarlanmış olayları yer ve zaman göstererek anlatan ,öyküden daha uzun yazılara roman denir.Ögeleri açısından romanla öykü arasında fark yoktur.Ancak bu ögeler romanda daha ayrıntılı ,kapsamlı biçimdeyer alır.Roman kişileri çok ayrıntılı biçimde tasvir edilir;ruh çözümlemelerine romanda daha geniş yer verilir.Romanda anlatım birinci ya da üçüncü kişi ağzından yapılabilir.Değişik yazı türlerinin özelliklerinden de yararlanılabilir.(Mektup,anı,günlük,deneme,gezi yazısı)Goethe-”Genç Werther’in Acıları (mektup)Reşat Nuri-”Bir Kadın Düşmanı” (mektup)Yakup Kadri-”Anamın Kitabı” (otobiyografi)style.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilitystyle.visibility

    3. Sayfa
    ROMAN TÜRLERİ1)KONU ve TEMALARINA GÖRE ROMANLARa)Macera (Serüven)Romanlarıb)Tarihsel Romanlarc)Sosyal Romanlard)Psikolojik Romanlar2)AKIMLARINA GÖRE ROMANLARa)Klasik Romanb)Romantik Romanc)Realist Romand)Naturalist Romanstyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_ystyle.visibilityppt_xppt_y

    4. Sayfa
    MACERA(SERÜVEN) ROMANLARI :Günlük yaşamda her zaman rastlanmayan,şaşırtıcı,değişikve esrarlı olayları konu eden romanlarıdır.Kahramanlar çok hareketli,kurnaz ,cesur ve hareketlidir.Macera romanlarında olayların geçtiği yer sık sık değişir.Robinsen Crusoe-Daniel DEFOEİki Sene Mektep Tatili-Jules VERNEKim-Rudyard KİPLİNGHasan Mellah-A.MİTHATPolisiye ve egzotik romanlarda macera romanları kapsamında düşünülebilir.Polisiye romanlarda hırsızlık,soygun ve cinayet olayları işlenir.A.Christie-Nil’de Ölüm,Şark Ekspresinde CinayetEgzotik romanlarda Avrupa’ya uzak ülkelerin manzaralarını, oralarda yaşayan töre ve geleneklerini anlatmak esastır.Piyer Loti-İzlanda Balıkçısıstyle.visibility

    5. Sayfa
    TARİHSEL ROMANLARTarihin değişik dönemindeki olayları işler.Kahramanlar gerçek veya düşsel olabilir.Anlatılanlar tarih gerçeklerine çoğu kez uygundur.Tarihsel roman, Romantizmin bir ürünüdür.Dünya Edebiyatında bu türün ilk örneğini İngiliz Walter Scott vermiştir.Türk Edebiyatında ise tarihi roman ilk Ahmet Mithat-YENİÇERİLERBatılı anlamda ilk tarihsel romanımız Namık Kemal-CEZMİWawerley- Walter SCOTTIvanhoe- Walter SCOTTMonte Cristo- Alexandre DUMASTaras Bulba- GOGOLSalambo- G.FLAUBERTDevlet Ana- Kemal TAHİRKüçük Ağa- Tarık BUĞRADeli Kurt- Nihal ATSIZstyle.visibility

    6. Sayfa
    SOSYAL ROMANLARToplumsal sorunları işleyen romanlar bu gruba girer.Bu tür romanlarda sosyal olay ve olguların (ihtilaller,sınıfsal kavgalar,ırkçılık, köyden şehre göç,yoksulluk…)nedenleri üzerinde durulur.Töre romanları ve tezli romanlar olmak üzere ikiye ayrılır:Halide Edip ADIVAR – SİNEKLİ BAKKAL (Töre romanı)Hüseyin Rahmi GÜRPINAR- BEN DELİ MİYİM? (Tezli roman)SEFİLLER-Victor HUGOMEYHANE-Emile ZOLAGAZAP- John STEİNBECKBEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE-Orhan KEMALstyle.visibility

    7. Sayfa
    PSİKOLOJİK ROMANLARRoman kahramanlarının ruh çözümlemeleri yapılır;onların insanlara,olaylarave topluma bakışı yansıtılır.Bu tür romanlara “tahlil romanı” adı verilir.Psikolojik roman türünün ilk örneği ;M.de la FAYETTE’nin –LA PRİNCESSE DE CLEVESTürk Edebiyatında bu türün ilk örneği;Mehmet RAUF- EYLÜLGenç Werther’in Acıları-GOETHESuç ve Ceza-DOSTOYEVSKİ9.Hariciye Koğuşu-PEYAMİ SAFABir Tereddüdün Romanı-PEYAMİ SAFAstyle.visibility

    8. Sayfa
    KLASİK ROMANBu akımda roman türü çok az gelişmiştir.M.De la FAYETTE- Princesse de Clevesstyle.visibilityppt_xppt_y

    9. Sayfa
    ROMANTİK ROMANKlasik akıma tepki olarak doğan Romantizm ,olaylarınduygusal açıdan yansıtılmasına önem verir ve kuralcılığıreddeder.Victor HUGO- SEFİLLERNamık KEMAL-İNTİBAHstyle.visibilityppt_xppt_y

    10. Sayfa
    REALİST ROMANOlayları ,insanları ve toplumları gerçekçi açıdan Yansıtan romanlardır.Stendhal-KIZIL VE KARATolstoy-SAVAŞ ve BARIŞHalit Ziya-MAİ ve SİYAHstyle.visibilityppt_xppt_y

    11. Sayfa
    NATURALİST ROMANOlayları ve kişileri bir bilim adamı gözüyle inceleyen naturalist romancılar gerçekçiliği ileri boyuta götürmüşlerdir.Emile ZOLA –MEYHANEAlphonse DAUDET-JACKstyle.visibilityppt_xppt_y

    12. Sayfa
    TÜRK EDEBİYATINDA ROMANTürk edebiyatında roman Tanzimat’la girmiştir.İlk yerli roman Şemsettin Sami-Taaşuk-ı Talat ve Fıtnat(1872)İlk çeviri roman Yusuf Kamil Paşa-Telemak (Fenelon’dan)(1859)Batılı anlamda Modern Türk romanının kurucusu Halit Ziya UşaklıgilTürk romanı teknik açıdan Servet-i Fünun döneminde güçlenmiş,Cumhuriyet döneminde iyice gelişmiştir.style.visibilityppt_wppt_hstyle.rotation

Roman Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Roman Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Yazı İşlemleri
Sponsorlu Bağlantılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz